This article analyzes the intersection of urban security, preventive policing, and drug control policies in Türkiye with particular emphasis on the growing challenge of synthetic substances. The study examines how rapid urbanization, socio-economic disparities, and migration flows have reshaped the dynamics of drug-related crime in metropolitan areas. Drawing on criminological theories such as social disorganization, strain theory, and community policing, it situates the Turkish experience within global debates on urban crime and preventive security governance. Methodologically, the paper relies on policy reports, official statistics, and comparative analysis to evaluate multi-level preventive initiatives including Narkotim patrol units, school-based safety programs, family-centered projects, and technology-driven applications such as UYUMA. The findings demonstrate that preventive policing strategies in Türkiye have shifted the focus from reactive interventions to proactive community engagement by integrating law enforcement with education, health, and social welfare systems. Furthermore, the sharp increase in synthetic drug use and seizures highlights the urgency of adaptive, data-driven, and multi-stakeholder frameworks. Overall, the study concludes that Türkiye’s preventive policing experience represents a valuable model for understanding how contemporary states can design inclusive, sustainable, and technologically supported drug control strategies that simultaneously enhance national security and reinforce urban resilience.
TR Abstract
Bu makale, Türkiye’de kent güvenliği, önleyici polislik ve uyuşturucu ile mücadele politikalarının kesişimini, özellikle de sentetik maddelerin giderek büyüyen tehdidini merkeze alarak incelemektedir. Çalışmada hızlı kentleşme, sosyo-ekonomik eşitsizlikler ve göç akımlarının büyükşehirlerde uyuşturucu bağlantılı suçların dinamiklerini nasıl şekillendirdiği değerlendirilmiştir. Sosyal düzensizlik, gerilim kuramı ve toplum destekli polislik gibi kriminolojik yaklaşımlara dayanılarak Türk deneyimi küresel kent suçları tartışmaları içine yerleştirilmiştir. Yöntemsel olarak, araştırma politika raporları, istatistiksel veriler ve karşılaştırmalı analizlerden yararlanarak Narkotim devriyeleri, okul temelli güvenlik projeleri, aile odaklı girişimler ve UYUMA gibi teknoloji temelli uygulamaları incelemiştir. Bulgular, önleyici polislik stratejilerinin reaktif müdahalelerden proaktif toplum katılımına yöneldiğini; kolluğun eğitim, sağlık ve sosyal destek sistemleriyle bütünleşerek uygulandığını göstermiştir. Özellikle sentetik uyuşturucu kullanımındaki ve yakalamalarındaki dramatik artış, uyumlu, çok paydaşlı ve teknoloji odaklı yaklaşımların aciliyetini ortaya koymuştur. Genel olarak çalışma, Türkiye’nin önleyici polislik çerçevesinin hem ulusal güvenliği hem de kentsel dayanıklılığı güçlendiren kapsayıcı ve sürdürülebilir uyuşturucu kontrol stratejilerinin geliştirilmesi açısından önemli bir örnek sunduğu sonucuna ulaşmıştır.