Zeyyat Selimoğlu ve İlhan Tarus’un öykülerinde hayvan figürü geleneksel sembolik anlamlarının ötesine geçerek insanın varoluşsal sınırlarını zorlayan / görünür kılan kurucu unsurlar hâline gelir. Bu makalede, Zeyyat Selimoğlu’nun “Ayı” öyküsü ile İlhan Tarus’un “Karabaş ile Mahmud” öykülerinde insanın iki farklı varlıksal boyutunu imleyen “hayvanlaşma” (hayvan kimliğine bürünme) ve “hayvansılaşma” (insan biçiminde hayvan nitelikleri sergileme) olarak nitelediğimiz, bireyin bastırılmış dürtülerini, aidiyet ve kimlik arayışını, içsel kırılmalarını ve hayatta kalma biçimlerini hayvanlarla özdeşleştirilerek / özdeşleşerek açığa çıkaran, kurucu bir anlatı işlevini de üstlendiği ortaya konulmaktadır. Zeyyat Selimoğlu’nun öyküsünde bu hayvanlaşma süreci / olgusu, doğa koşullarına uyum, aidiyet sağlama, direnç kazanma, bedensel ve ruhsal savunma biçimleri ve varlığını sürdürebilme bağlamında deniz, gemi ve adlandırma ekseninde biçimlenir. İlhan Tarus’ta hayvansılaşma şeklinde ortaya çıkan nitelikler açlık, yokluk, kimlik kaybı, kokma ve vicdandır ve her biri toplumsal dışlanmanın yol açtığı çözülmeyi dışa vuran kurgulama işlevi görür. “Ayı” da hayvan karakter, bireyin bastırdığı güç ve direnme kapasitesini, kırılganlığını gizleyen bir zırh, “Karabaş ile Mahmud”ta ise bireyin içine hapsedildiği çaresizliğin göstergesi ve bireyin kuramadığı / kaybettiği iletişimin duygusal temsil alanına dönüşür. Makalede, insan ve hayvan arasındaki sınırların bulanıklaşması, toplumsal, mekânsal ve psikolojik koşullara göre yeniden biçimlenerek nasıl geçirgen bir yapıya dönüştüğü / dönüşebildiği gösterilmeye çalışılacaktır.
EN Özet
In the short stories of Zeyyat Selimoğlu and İlhan Tarus, animal figures transcend their traditional symbolic meanings to become constitutive elements that push or render visible the existential boundaries of the human experience. This article demonstrates that in Zeyyat Selimoğlu's story “Ayı” (“The Bear”) and İlhan Tarus's “Karabaş ile Mahmud” (“Karabaş and Mahmud”), the concepts of “becoming-animal” (assuming an animal identity) and “animalization” (exhibiting animal qualities within human form) function as foundational narrative devices. These processes reveal the individual's suppressed impulses, search for belonging and identity, internal ruptures, and modes of survival through identification with animals. In Selimoğlu's story, this process of becoming-animal is shaped around the axes of the sea, the ship, and the act of naming, within the context of adaptation to natural conditions, securing belonging, gaining resilience, and forms of bodily and spiritual defense. In Tarus’s work, the qualities manifesting as animalization through hunger, deprivation, loss of identity, scent and conscience serve a fictional function that expresses the dissolution caused by social exclusion. In “Ayı”, the animal character transforms into an armor that conceals the individual's suppressed power, capacity for resistance, and fragility, whereas in Karabaş ile Mahmud, it becomes an indicator of the desperation in which the individual is imprisoned and a sphere of emotional representation for the communication the individual fails to establish or has lost. This article attempts to illustrate how the boundaries between human and animal become blurred and transform into a permeable structure, reshaped according to social, spatial, and psychological conditions.
Mortepe, G. (2026). Varoluşun Alt Sınırı: Zeyyat Selimoğlu’nun “Ayı” ve İlhan Tarus’un “Karabaş ile Mahmud” Öykülerinde İnsanın Hayvanlaşması. Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi, 2026(70), 56–66. https://doi.org/10.17498/kdeniz.1945725
MLA
Mortepe, Gamzenur. "Varoluşun Alt Sınırı: Zeyyat Selimoğlu’nun “Ayı” ve İlhan Tarus’un “Karabaş ile Mahmud” Öykülerinde İnsanın Hayvanlaşması." Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi, vol. 2026, no. 70, 2026, pp. 56–66.
Chicago
Mortepe, Gamzenur. "Varoluşun Alt Sınırı: Zeyyat Selimoğlu’nun “Ayı” ve İlhan Tarus’un “Karabaş ile Mahmud” Öykülerinde İnsanın Hayvanlaşması." Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi 2026, no. 70 (2026): 56–66.